İş hayatına alışma devresi ve Dubai gezisi 8

İş hayatına alışma devresi ve Dubai gezisi 8
Hızlı ve yorucu başlayan iş hayatım gibiii seks hayatım da sikicimin yanımda olması nedeniyle daha güzel geçiyordu. Bazen haftaiçinde odasında kısa süreli ama doyurucu sevişmelerimizi yapıyor, sadece işçilerin şirkette olduğu cumartesi mesailerinde ise saatlerce sikişebiliyorduk. Eve beraber döndüğümüz akşamlarda ise ya onu ağzımla boşaltıyordum ya da o beni parmakları ile arabanın ön koltuğunda kıvrandırıyordu.

Bunun dışında ise neredeyse tamamen ayrı dünyalarda yaşıyorduk. Arada dertleşmek için bir iki kere yanına uğradığımda hiç ilgilenmemiş hatta işim var diye beni terslemişti. Sadece seks için bir araya gelen iki arkadaş gibiydik.

Şirkete Dubai’den gönderdikleri muhasebeci Vahab ile konuşmaya özen gösteriyor bu sayede Arapça pratiğimi de artırıyordum. Yine bir cumartesi mesaisi sırasında tuvalette külodumu sütyenimi çıkarıp eniştenin odasına girdim. Arkadaşlar ile akşam sinemaya gitmeden önce hızlıca kendimi siktirmek istiyordum. İçeri girdiğimde sus işareti yaparak oturmamı istedi. Tele konferansta idi yine. Bitirince ona doğru göğüslerimi göstererek eğilip ’ Toplantı yapmaya geldim’ dedim. Yüzündeki ifade değişmeden ’ Otur biraz seninle konuşmamız lazım dedi. Aslında uzun süre konuştuk ama sizleri sıkmamak için kısa kesersem, söyledikleri artık iş yükü azaldığından ve maddi durumu çok daha iyi olduğundan ablamla bir çocuk daha yapmaya karar verdikleri, bu şartlar altında süren ilişkimizin onu rahatsız edeceği, benim kendi hayatımı kurmam konusunda hep bir engel olarak kalmak istemediği gibi şeylerdi. Hatta beni arada götürüp siktiği evi de kapattıklarını anlattı. Bir gün biteceğini biliyordum ama böyle aniden olması söyleyecek bir şey bulmamı engelledi. zaten emreden kesin konuşmaları cevapsız bırakmıştı hep beni. Akşam tek başıma otururken bu adama aşık mıyım diye düşündüm cevabım evet değildi. Ama benden aldıkları dışında şu an geldiğim ve oldukça memnun olduğum durumumu da ona borçluydum. Gerek iş gerekse de kadınlığımı ve seksi öğrenme konusunda.

Bunun üzerinden geçen zaman boyunca klasik patron çalışan, enişte baldız konuşmaları dışında hiç bir şey geçmedi aramızda. Bense artık akşamları internetin hiç bilmediğim yönlerini keşfediyor, porno siteler, seks fantezileri arasında dolaşıyordum. Tumblr ye denk gelmem de o günlerdeydi. Ama ne zaman ablamla buluşsak ablamın yüzünde güller açıyor enişten eve erken gelecek diye apar topar yanımdan ayrılıyordu. Çocuk için uğraşırlarken o kalın yarağı her gün yediği belli idi. İki ay sonunda bir gün Bora telefon ile arayarak ’ Müjdemi isterim’ dedi. ’ neler oluyor ne müjdesi’ dedim.

– Buradaki adamları da, Dubai de temasta olduğunuz adam da sizin işlerinizden çok memnunlarmış teşekkür etmek için aradılar.
– Aa olur mu öyle kuru teşekkür yok mu bir hediyeleri ikramiyeleri.
– Sen de iyice pazarlamacı oldun. Yok valla istersen ben bir yemek ısmarlarım en fazla.

Fırsatı kaçırmamıştı. Mecburen kabul ettim. Güzel bir akşam yemeği, az alkol, gece boyunca daha çok beni dinleyen, esprili yakışıklı bir erkek. Beni evime bırakırken patronunun korkusundan çekingen davranarak yanağıma bir iyi geceler öpücüğü kondurdu. Biraz daha cesur olsa ben de mazbut dul rolünde olmasam evime çağırıp sabaha kadar kendimi siktirecek durumdaydım. Iki aydır erkeksizdim ve karşımdaki yakışıklı erkeğin sahip olduğu güzel siki de çok iyi biliyordum. Bir yemek randevusunda daha anlaşarak istemeyerek ayrıldık.

Yukarı kadar zor çıkarak kendimi yatağa attım ve Bora’nın kocaman sikinin amıma girdiğini, iri ellerinin kalçalarımı kızartarak sıktığını ve memelerimin arasına aldığım sikin boynuma doğru patladığını hayal ederek parmaklarımı içime sokup çıkartarak en şiddetli mastürbasyonlarımdan birini yaptım.

Ertesi sabah yoldayken enişte aradı. Dubai deki ortakların geleneksel yöneticiler toplantısı için Bora, Vahab ve beni hem teşekkür etmek hem de biraz dinlenmemiz şeyhin sarayına davet ettiklerini, onun da yalnız kalmamam için Seda’yı da listeye eklettiğini söyledi. Ofise girer girmez Vahab yanımıza geldi. Bora, Seda ve bana yolculuk için gerekli bilgileri ve belgeleri verdi. Ilk iki gün toplantılar, yurtdışından gelen diğer yöneticiler ile tanışmalar, seminerler, son gün ise serbest şehir turu ve akşam veda yemeği. Yanıma oturan ve ama sandalyesini bu sefer her zamankinden daha yakınıma çeken Bora’nın ağzı kulaklarında Seda ise sıkıntılı idi. ’ Ne oldu’ kız diye Türkçe sordum. Iki hafta sonra nişan var yapacak bir sürü iş bir de şeyhin evi dışında bir yerde kalsak ya’ Bora kızın derdini anlayarak ’ sen ilk iki günden sonra dönersin, benden izin’ dedi.

Şehri benimle yalnız dolaşmak onun da arayıp bulamayacağı fırsattı. Sonra Vahab a dönerek niye otelde kalmadığımızı sordu. Adam gülerek şeyhin sarayının haremlik ve selamlık olarak iki bölümden oluştuğunu elliye yakın odası olduğunu ve diğer ülkelerden gelen konuklar ile birlikte yaklaşık onbeş kişinin orada her sene misafir edildiğini anlattı. Sıkıntımızı anlayarak kadınların şeyhin iki karısının ve onların kadın hizmetçilerinin kaldığı haremlik tarafında misafir edileceğini, erkeklerin o tarafa geçmesinin mümkün olmadığını sadece toplantı ve akşam yemeklerinde ortak alana çıkacağımızı söyledi. Fazla açık giyinmememiz mümkünse uzun kollu kıyafetler giymemizi, şeyhin ve birinci eşinin konuklarına geleneksel olarak hediyeler verdiğini ve bunlar için mutlaka teşekkür etmemizi, değer verdikleri konuklara ek hediyeler de verdiklerini, bunları geri çevirmenin veya akşam yemeklerine katılmamanın büyük kabalık olarak görüldüğünü anlattı. Şeyh neredeyse altmış yaşında pek ortalıklarda görülmeyen kendi yaşlarındaki ilk eşi ve daha genç ikinci eşi ile gününü şirketten çok hayır işleri ile geçiren bir adammış. “Siz daha önceden tanıştığınız oğlu ile muhatap olacaksınız” dedi. Kendisinin bir gün önce giderek tüm programı ve odalarımızı ayarlayacağını rahat olmamızı söyledi.

Seyahat günü gelene kadar hazırlanacak bir sürü sunum ve rapor kadar ablamın Bora hakkındaki bitmez tükenmez soruları ile de boğuştum. Kız dikkatli ol elin adamıyla oralarda diye laf çarpmalarını anlamazlıktan gelerek savuşturdum. Seyahate iki gün kala amımın çevresindeki kıllar dışında vücudumu iyice temizledim ablamın uyarısı ile saçlarımı biraz koyu renk yaptırdım. Enişte hafif kıllı sevdiğinden amımı ben de öyle alışmıştım artık.

Pazar günü uçmadan önce cumartesi sabahı çantamı açmış içine neler koysam diye düşünürken telefon çaldı, arayan enişte. Naber nasılsın faslından sonra konuya girdi.

– Bora bir ufak bir kaza geçirmiş tenis oynarken, kolunu kırmış galiba bir ara istersen dedi. Yüreğimin hızla çarpmasına zor engel olarak telefonu kapatır kapatmaz bir taksi ile dediği hastaneye gittim. Yolda duyduğum heyecan, kaza geçirmiş dediği andaki korku bu adama karşı bir şeyler hissettiğimin belirtileri miydi bilemiyorum.

Hastane odasında ilk defa gördüğüm anne ve babası yanında idi. Nazikçe beni selamladılar. Düşünce kolunu çatlatmış ve omzunu zedelemiş. Beni görünce yüzünde güller açmasına rağmen seyahate katılamayacağını söylerken ağlamaklı idi. Benim de hevesim kaçmıştı. Hem Bora ile zaman geçirmek hoşuma gidiyordu hem de onun yapacağı sunumlar ve toplantılar da bana kalmıştı şimdi. Babası ve annesi kapıya kadar yolcu etti beni. Annesi seyahat dönüşü bir akşam yemeği için evlerine gelmemden mutlu olacağını Bora’nın da ben hastaneye geliyorum deyince çocuk gibi sevindiğini kulağıma fısıldadı. Yeni tanıştığım bu insanların evlatları gibi sıcak ve içten davranmasının verdiği güvenle kabul ettim tekliflerini.

Pazar sabahı uçakta business sınıfındaki koltuklarımızda Seda ile güle oynaya seyahat ettik. Ufak tefek kızı ilk defa havaalanında gördüğüm uzun boylu sözlüsü hakkında sıkıştırdım. Önceleri çekinse de birer kadehten sonra bekaretini sevgilisine verirken ne kadar canının yandığından ama artık alışmaya başladığından konuştuk fısıldaşarak. Ben de çekinmeden eşimden niye ayrıldığımdan bahsettim, tabii ki enişte ile ilgili kısımları atlayarak. Kız sana bu boyda iri yarı bir erkek lazım o zaman diyerek kıkırdadı elleri ile ince kollarını göstererek, saf bir kız gibi kötüsün sen dedim ve kahkahalarda güldüm. Her deliğimden yediğim enişte yarağının gösterdiği bileği kadar olduğunu bilse orada bayılırdı herhalde.

Havalanında güzel bir Mercedes karşıladı bizi. Bindiğimiz arabanın lükslüğünü incelerken yoldaki daha lüks diğer arabaları şaşkınlıkla birbirimize göstererek eğlendik. Ana yoldan sapıp bir on dakikalık seyahatten sonra üç metrelik duvarlar ve burada zevksizlik denecek gösterişte bir kapıdan geçerek şeyhin sarayının bahçesine girdik. Kapının önünde durduğumuzda Seda ile rüya mı bu diye birbirimizi dürttük. Gerçekten de görkemli sütunlar ile kaplı bir giriş, çevremizde eşyalarımızı taşıyan uşaklar eşliğinde tarihi eserler ve süslemeler ile kaplı bir koridordan yürüyüş ağzımızı açık bıraktı. Aynı anlatıldığı gibi ortak alanın sınırlarına geldiğimizde iki tane kadın hizmetli bizi meyve suları ile karşıladı. Arapça ile karışık kötü bir İngilizce ile benimle tanışan genç kız burda kaldığım sürece özel hizmetlim olduğunu söyleyerek odaya kadar eşlik etti.

Odaya girdiğimde bir kız daha bekliyordu ve ikisi iki üç dakika içinde tüm eşyalarımı yerleştirip bugün için ne giyeceğimi sordular. Aslında bir odadan çok banyosu, oturma bölümü ayrı yatak odası ve çöle bakan balkonu ile ayrı bir daire gibiydi. Ben ne giyeceğimi seçince ellerinde kıyafet beklediler. Sonra beni ilk karşılayan ’ sizi giydirmek için bekliyor’ diyerek uyardı. Şaşkınlıkla izin isteyip banyoya gittim bir duş alıp iç çamaşırlarımı giyip saçlarımı tarayıp bornoz ile dışarı çıktım. Hala elbise elinde bekliyordu. Ilginç olacak diye düşündüm. Elimle gel diye işaret edince yaklaştı bana ve vücuduma hiç bakmamaya çalışarak bornozumu çıkardı elbisemi üstüme geçirdi, düğmelerini bile ileklememe izin vermedi. Sonra dolaba yerleştirilmiş ayakkabılarımı göstererek bekledi, işaret ettiğimi getirerek önümde diz çöktü. Refleks olarak kendim giymek için eğildim ama hızlıca ayakkabılarımı da giydirip kopçalarını bağladı. Çantamdan çıkarıp yerleştirdiği parfümü üzerime sıktı. Gerçekten de gelir gelmez bir prenses gibi hissetmiştim kendimi. Aynı özen Seda ya da gösteriliyordu.

Tüm gün ve ertesi gün toplantı, sunum, toplantı, bizden beklentilerin anlatılması gibi yoğun bir tempoda geçti. Ertesi günkü akşam yemeğine kendisi gibi ellilerinin sonunda gösteren eşiyle katılan şeyh bizimle sadece birer ikişer dakika sohbet edip ayrıldı.

Serbest günde ise erkenden kalktım, Seda yı havaalanına gönderdik. Ben alışveriş için şehre inmek istediğimi söyleyince hizmetlim bir araba ile kendisin de geleceğini ve bana rehberlik edeceğini söyledi. Amerikadan gelen elli yaşlarındaki bir kadın yöneticileri de bize katıldı. Çıkmadan önce Vahab akşam gala yemeği var sadece yöneticiler ve şeyhin ailesi katılacak tek parça koyu renk kıyafetler lütfen diye uyardı.

Elimiz kolumuz dolu ayaklarım şişmiş odaya döndüğümde yemeğe yarım saat kaldı diyerek içerde tam bir panik hakimdi. Odaya girer girmez duşa girdim çıktığım da giyeceğim kıyafet ve ayakkabılar hazırdı. İki dakika içinde iki kadın makyajımı ile tamamlamıştı.

Benim evimden büyük yemek salonuna girdiğimde Kuzey Avrupadaki yöneticileri olan orta yaşlı bir erkek, alışveriş arkadaşım kadın, bizi ziyarete geldiğinde tanıştığım şeyhin kırk yaşındaki oğlu ve onun ufak tefek bizim Seda nın esmeri eşi, tanımadığım bir kaç Dubai li yöneticisi masada idi. Ne kadar dirseklerimi kapatan kollu, siyah diz altı etekli bir elbise giymiş olsam da, masanın en genci olarak içeri girince erkekler baştan aşağı süzdüler.

On dakika içinde Şeyh iki eşi ile birlikte içeri girdi. İkinci eşi de otuzlarında ama karnı burnunda bir kadındı. Amerikalı kulağıma eğilerek ya Şeyh atmışında değil ya da hizmetkarlar çok çalışıyor dedi. Hınzırca gülümsedik birbirimize.

Masadaki herkes birbirini geçen senelerden tanıdığından en çok benim hakkımda soru geliyordu. Bir süre sonra neredeyse sohbet benim özel hayatım üzerinden devam eder hale gelmişti. Pek konuşmayan şeyhin ikinci eşine dönerek konuyu kendi üzerimden dağıtmaya uğraştım. Son günlerindeki hamileliğininden bahsederken Şeyh sekizinci kere baba olacağını gururla bir ifade ilebelirtti.

– Tabii ki bu sayı resmi olanlar diye ilk eşi espri yapınca, masada kısa süreli bir sessizlikle herkes önce bir Şeyhe baktı, onun da güldüğünü gören herkes kahkahaları patlattı. Yemek başlayalı daha bir saat olmuştu ki büyük oğlunun bir işareti ile masadaki Arap çalışanlar ayaklandı ve Şeyhin eşleri ile birlikte bizlere iyi akşamlar dilediler. Sadece ülke yöneticileri, ben, şeyh ve büyük oğlunun kaldığı masada ayağa kalkan Şeyh içeceklerimizi terasta alalım diye dışarıyı işaret etti. Evin ön tarafından denize bakan devasa terasa çıktığımızda tatlılar ile donatılmış bir masada bekleyen iki uşak ve bu saraya geldiğimden beri ilk defa gördüğüm Fransız şarap şişeleri vardı. “Alkol yasak olduğundan kimsenin bilmesini istemiyorlar o yüzden biz bize kaldık” diye açıkladı Amerikalı kadın. Şeyh ve oğlu dışında hepimize hayatımda içtiğim en güzel şaraplardan ikram edildi. Ikinci kadehler sırasında hepimize büyük çantalar ile hediyeler getirildi. Amerikalının işareti ile açtığım pakette en az beş altı bin dolarlık Gucci çanta ve aksesuarlar vardı. Herkese uyarak şeyhin yanına giderek teşekkür etme merasimine ben de katıldım.

-Sizin güzelliğiniz yanında ufak bir hediye diye iltifatta bulunurken, karısı yanında iken benimle hiç konuşmayan oğlu ise Arapça olarak ‘şimdiye kadar bu toplantılara katılan en güzel kadınsınız’ diyerek babasına destek verdi. ’ özel bir hediye de hazırlatmak isterim baba’ diyerek şeyhin onayını aldıktan sonra hizmetlilere bir şeyler fısıldadı. Gözlerimin güzelliği, toplantılardaki başarılı sunumlarım, kıyafetimin zerafeti gibi daldan dala atlayarak beni överlerken ikisi de aynı anda baştan aşağı beni süzmekten de çekinmiyorlardı. Yerime döndüğümde Amerikalı ne konuştunuz bu kadar diye dayanamayıp sordu, yeni yatırım planları diyerek başımdan savuşturmaya çalıştım. Kadın olarak hoşuma gitse de küstahça beni incelemeleri rahatsız etmişti.

Son bir kadehten sonra sevdiniz galiba şarabı diyen büyük oğlu şişenin kalanını odama göndereceğini söyleyerek hizmetliye şarabı almasını işaret etti. Seda niye bize katılmadı deyince nişanı için erken döndü dedim. Şanslı bir erkekmiş diyerek iyi geceler dileyerek ayrıldı. Demek ki çıtı pıtı kadınlar merakını çekiyordu adamın, o yüzden her toplantıda dibinde oturuyordu kızcağızın. Hepimiz odalarımıza çekildik. Çöl sıcağı, alışveriş ve şarap yormuştu vücudumu. Odanın girişindeki oturma bölümünde bekleyen hizmetlim ayakkabılarımı çıkartırken ayaklarınızın şişmiş diyerek biraz ovaladı ayaklarımı. ‘Bu bile çok iyi geldi sağol’ deyince. ‘İsterseniz diğer kızı çağırayım iyi bir masajcıdır, şeyhin hanımına da masaj yapar’ dedi. Kabul ettim. Telefon ile kızı çağırdı. O gelene kadar sizi hazırlayayım diyerek banyoya gitti. Koltuk üzerinde uyuklamak üzereyken gelin diye seslendi banyo kuveti içi köpük dolu olarak hazırdı. Elbisemi çıkardı, sarılmanız için havlu bıraktım dedi ve dışarı çıktı. Çamaşırlarımı çıkartıp sıcak küvetin içine gömüldüm. Bir on dakika kendimi salmışken oda kapısı açıldı hizmetçilerin kendi aralarında fısıldaşmaları sonrasında içeri seslendiler. Bıraktığı havluya vücudumu sararak dışarı çıktım.

Yatağın üzerine beyaz bir bez serilmiş çeşitli yağlar etrafına dizilmişti. Önce yüzü koyun beni uzattı. İçimde çamaşır olmadığından neredeyse kadınlığıma kadar açılan havluyu düzelttim. “ Rahatsız olmayın” dedi hizmetlim. “Şeyhin eşleri de kendine çok güvenir.” Kollarım, boynum, omuzlarım, ayaklarım tüy gibi elleri ile ovulurken yarı uykuya geçmiştim bile. Havlunun örtemediği kalçalarımın kenarlarını da neredeyse göt deliğime kadar kremlerken irkildim ve iki deliğimde hafif kasıldı. Beni ters çevirdi. Dizlerimden yukarı doğru çıkarken kıkırdamalarına gözlerimi açtım. Sorar gözler ile bakınca, “tüyleriniz” dedi utanarak. Iyice iki yana saldığım bacaklarımdan ve düşen havludan her şeyim gözler önündeydi. Öyle bir hale gelmiştim ki önlerinde mastürbasyon yapıp bağıra çağıra boşalacak kadar amma parmaklarımı sokmak, göğüslerimi sıkmak istiyordum. İsterseniz alabilirim deyince onayladım. Buraya kadar gelmişken ağdayı da bedavaya getireyim diyerek kendi kendime güldüm.

Iki dakikada çantasından ağda malzemelerini çıkardı ve değme lüks ağdacılara taş çıkartırcasına kısa sürede tüm amımın çevresini tertemiz yaptı. İşini bitirip giderken kocanızı mı özlediniz demesi üzerine amıma elimi değdirdiğinde çevresinin ıslanmış ve girişinin hafifçe açılmış olduğunu fark ettim. Kendimi okşayarak boşaltmayı düşündüm. Saat daha onbir olmamıştı ve masajdan pestile dönmüş vücudum elim amımın üzerinde iken kısa sürede uykuya teslim oldu.

Çıplak bedenim saten çarşaflara gömülmüş yarı uyku yarı rüya aleminde önce eniştenin sonra Bora nın kalın sikini yalıyor, elleri göğsümde gezen Bora’nın kütük gibi sikini bana sokmaya çalıştığını görüyordum.

Oda kapısının tıklatıldığı sonra yavaşça içeriye girildiği gibi bir hisle gözlerimi araladım. ‘Leydim gelebilir miyim’ diyen cılız bir sesten gelenin hizmetçim olduğunu anladım. Kısa bir uyku bile yorgunluğumu almıştı. Bir dakika diyerek rüyadan sırılsıklam olmuş amımı yatakta kalan havluya silip altıma bir çamaşır giyip, yatarken giydiğim rahat diz üstü penye geceliği sutyensiz üstüme geçirdim. “Gelebilirsin” diye seslendiğimde çekinerek yatak odası kısmına adım attı. “Uyuyakalmıştınız o yüzden ortalığı fazla toplayamadım ayrıca Şeyhimin size özel bir hediyesi gelecekmiş. Müsait misiniz diye bakmaya geldim.” Yemekteki konuşmalar aklıma geldi. Hizmetli kadın bir yandan yere düşen havluyu, yatak ucunda kalan bir kaç masaj malzemesini topluyordu. ‘Bir şeyler içmek ister misiniz’ ‘Saat kaç’ ’ On iki’ Demek bir saat uyumuştum. ’ Yok biraz internette gezer uyurum yarın sabah uçağım var.’ ‘Çantalarınızı sabah diğer kız gelip hazırlayacak, sekizde arabada hazır olacak herşeyiniz’ Evde bu lüksü arayacaktım haftada iki gün gelen temizlikçi dışında her işini kendi yapmaya alışmış biri olarak.

Kucağımda lap top maillerime bakarken kapının yanında dikilip benden emir bekleme durumuna geçince, ‘şu hediye işini sorsana, bir daha uyandırılmak istemiyorum’ dedim. Sessizce terk etti odayı. On beş dakika sonra internetten sıkılıp baş ucumda duran pahalı olduğu belli şişeden bir kadeh şarap doldurup çöl manzarasını seyre daldım yatağın üstünde.

Kapının tekrar tıklatılması ile gelebilirsin diye seslendim. Şarap keyfimin bozulmasını istemiyor ama hediyeyi de merak ediyordum. Koridoru ve sonrasında oturma bölümünü geçen ayak sesleri ile son yudumu dikip kapıya döndüm. Odanın kapısında ise hizmetçim değil elinde küçük bir kutu ve geleneksel kıyafetleri ile şeyh dikiliyordu. Şaşkınlık ve daha çok panikle şarabı bırakıp doğrulmaya çalışırken onun gözleri kalçalarıma kadar sıyrılmış geceliğimde ve uzun bacaklarımda idi. Hemen ayağa kalkarak sizi beklemiyordum. Affedersiniz bir şeyler alayım dolaptan” gibi laflar geveledim. Ama kıyafetlerim çantada, çanta ise iç tarafta idi. Şimdi benden biraz kısa olduğunu fark ettiğim bu adamın tam olarak karşısında göğüs dekoltem ve bacaklarımı ortada bırakan mini geceliğimle dikiliyordum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*