GÜNLÜK – 30/04/2020 – Bölüm 1

Ben Esra telefonda seni boşaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

GÜNLÜK – 30/04/2020 – Bölüm 1

GÜNLÜK – 30/04/2020 – Bölüm 1

Yazasaklar başlamadan önce gelip yerleşmiştik Perşembe akşamı. Tuğçe merakla yetiksinklerehikayeler blog spot nokta kom daki hikayelerimi okurken “Bunları yazdığına inanamıyorum” diye gülmüştü. “Adama bak, hikaye yazıp karı sikiyor” diye kikirdedi. “onlar da biliyor mu yazdıklarnı” diye sordu merakla. “Evet, ve en çok da seninle tanışmayı ümit ediyorlar, özellikle Hakan” diye yanıtladım. “Hakan kim?” diye sordu. “Ece’nin kocası” dedim. “Ece kim?” diye sordu önce şaşkınlıkla. “Hah.. tamam, o hikayendekiler” diye güldü. “Şakasın sen, gerçek olamaz” dedi. “Arayayım istiyorsan Hakan’ı” diye sordum. “Ara lan!” dedi. Telefona uzanıp Hakan’ı aradım. Diafonu açtım. Birkaç çalıştan sonra açtı. “Cenk, selam, naber?” diye yanıtlayınca “İyilik, Tuğçe ile kafa dinlemeye kaçtık, bloğu okuttum, sizin gerçek olduğunuza inanmadı, diafondan kouşuyoruz diye kısaca anlatınca “Tuğçe Hanım merhabalar” diye yanıtlayıp “Bekleyin, Ece’ye sürpriz olsun” diye hareketlendi. “Ece, Cenk ve Tuğçe telefonda” diyince “aaa.. Tuğçe selamlar, nasılsın?” diye sordu. Tuğçe’nin nutku tutulmuştu. “Şu anda şokta Ece” diye güldüm. “Merhaba, iyiyim, siz nasılsınız” diye güldü Tuğçe. “Evde sıkılıyoruz. Siz biryerlere kaçmışsınız anlaşlan” diye ekledi Hakan. “Evet, tatil de olunca programlarımız uydu Cenk’le.” diye yanıtlayınca “Dağ gibi adamı 3 günlüğüne kapattın yani!” diye kikirdedi Ece. “Yer varsa bizde gelelim” diye şansını denedi Hakan. Tuğçe gözlerime baktı önce. “Tamam, Cenk konumu yollasın size, Pazar akşamına kadar burdayız” deyince “Ciddi misin?, yani rahatsızlık falan vermeyelim” diye duraksadı Hakan. “Gelin gelin, ev büyük, hepimize yer var” diye güldü Tuğçe. “Hakan bu şansı hiç kaçırmaz emin ol” diye sesi duyuldu Ece’nin. “Seni çok merak ediyordu.” diye ekledi. “Cenk, alınacak birşey var mı?” diye sordu Hakan. “Olum dur, şoktayım şimdi” diye güldüm. “Tamam, biz toparlanalım hızlıca, birşey lazımsa ararsın” diye kapattık telefonu.

Tuğçe gülüyordu. “Sen….” diyip dudaklarına yapıştım. “Ne var be!” diye güldü Tuğçe. “Nasıl oldu bu böyle birden?” diye sordum gülerek. “E onlar beni, ben onları merak ediyorduk. Gelince tanışırız işte” diye kırıta kırıta açık mutfağa yürüyüp kahve yaptı. “Dur ben dolaba bakayım, ayıp olmasın şimdi, eksik gedik olmasın, 4’ümüze yetmez, takviye lazımm” diye kahveler pişerken kağıt kalem alıp alıveriş listesi yazdı.

Arkasından yanaşıp boynuna bir öpücük kondurdum. “Deli şey” dedi ellerim kalçalarının üzerinde gezinmeye başlayınca. “Dur şimdi kafamı karıştırma” diye ittirdi hafifçe geri. “Aslında… Aklıma ne geldi biliyor musun, Büşra’yı bu Ece’nin anketör çocuğunun önüne atalım, internette ifşa etsin!” diye gülmeye başladı Tuğçe. “Haa…. şimdi anladım… sen intikamının planındasın!” diye güldüm.

“Ses çıkmadı mı hiç Büşra’dan sonra?” diye sordu. “Didem’den sonra mı, henüz çıkmadı, corona konusunda Didem baya pimpirikli. Eve hapsetti kendini.” diye yanıtladım. “Ama yakındır onun da çözülmesi” diye güldüm. “onun ikisi kırıştırıyor mu ki!” diye sordu. “Dedikoduya başladın hemen” diye güldüm. Kahveleri alıp ayakta içerken “Mika çok mu güzel?” diye devam etti. “Bu soruların cevapları hep başımı belaya sokuyor, o yüzden en güzeli sensin!” diye yanıtladım gülerek. “Tamam, yani benimle kıyaslanamaz tabi güzelliği o kesin de ne kadar güzel, yani benim yarım kadar güzelse bayağı güzel demektir” diye kikirdedi. İçimden senin 10 katın güzel demek geçiyordu ama, “Yarından biraz fazla” diye güldüm. “off.. desene baya güzel” diye büyüttü gözlerini. “Dönmüş müdür acaba ülkesine!” diye mırıldandı. “Hayırdır!” diye sordum gülerek. “Merak ettim” diye kedi gibi mayıştı.

Hakan ile telefonlaşıp eksik gedik belirlerken Tuğçe’de üst katı ve ortalığı toparladı. O arada aklıma Mika geldi. Telefondan mesaj attım. Dönememiş, Duygu’da kalıyormuş. Duygu da İzmira’e gitmiş, haftasonu tek olacakmış. Tuğçe yukarıları toparlayıp aşağıya inince “Dönmüş mü Mika ülkesine!” diye sordu. “Hayırdır!” diye güldüm. “Yok ya, merak ettim” diye geçiştirdi. “Ha.. tamam. Dönmemiş zaten, Duygu’da kalıyormuş, hafta sonu Duygu İzmir’de olacakmış, Tek başınaymış” diye söyleyince “Boş da durmamışsın bakıyorum, hemen çalışmışsın” diye güldü. Konuyu değiştirip yemek ne yapağız, nasıl yapacağız falan diye devam etti. Telaşlanmıştı biraz. Sonra banyoya çıktı. O arada Hakan ile konuşup ihtiyaçları falan söyledim gelirken alsınlar diye. Mika’yı söyleyince Ece hemen atladı, “onu da alıp gelelim mi?” diye. “Tuğçe merakla soruyor ama ağzından birşey çıkmadı, emrivakiyi çok seğmez, zehir de olabilir, vezir de olabilir” diye yanıtladım. “O iş bende sen merak etme” diye güldü Ece. “Tamam, gece geri dönmeyi göze alıyorsun yani!” diye güldüm. “Risk yoksa eğlence yok senin lafın Cenk” diye güldü Ece.

Hakan ve Ece gelene kadar masa hazırlandı, yemekler halledildi. İyi kötü bir sofra kuruldu. Mangalı yakmıştım ki kapı çaldı. Tuğçe telaşlandı birden. “Sakin ol yahu, en fazla yemek yer uyuruz!” diye güldüm. “deli…” diye güldü. “Sen alışkınsın tabi” dedi. Kapıyı birlikte açınca Hakan, Ece ve Mika karşımızda duruyordu. Hoşgeldiniz diye içeri aldık üçünü. Tuğçe de gözlerini Mika’dan alamamıştı. Tanıştıktan sonra kadınları salonda bırakıp biz Hakan ile bahçeye mangalın başına geçip etleri pişirmeye başladık.

“Cenk bu nasıl oldu yahu!” diye güldü Hakan. “Valla ben de anlamadım. Bir anda, deli cesareti!” diye güldüm. “Neyse, Mika’ya tepki vermedi en azından” diye ekledim. “Valla içine düştü kızın yani, beni beğendi mi asıl ben onu merak ediyorum” diye sordu Hakan. “Bilmiyorum, yemekten sonra göreceğiz, ya sen bir kenarda oturup otuzbir çekeceksin, yada Ece ile birlikte Tuğçe’yi becereceksin” diye güldüm. “Ben daha pozitif düşünüp Mika’nın da tüm oyuna dahil olacağına inanıyorum” diye güldü. “Ne oldu bu anketör Hakan olayı” diye sordum. “Salı akşamı Hakan ve bir kız arkadaşı bizdeydi” diye güldü. “Karımı sikmek istiyorsa, bana da taze et getirmesini söyledim!” diye ekledi kahkaha atarak.

Etler pişince kızları da bahçeye masaya çağırdık. Açık havada yemek iyi gelecekti. Üç kadının kol kola girip gelmesi beni rahatlatmıştı. Çabuk kaynaşmışlardı. “Ece’nin halledemeyeceği iş yok” diye fısıldadı Hakan gülümsseyerek. “öyle görünüyor” diye yanıtladım. Kadınlar masanın bir tarafına, biz bir tarafına oturduk ve keyifle yemeğimizi yemeye başladık. Sohbet benim yetiskinlerehikayeler isimli blogspot nokta kom oluverdi birden. “Beğeni ve eleştiriler kabulümdür” diye gülümsedim. “ve hatta sizinkileri de yazabilirim” diye ekledim. Tuğçe hemen atladı “Anketör çocuk ne oldu!” diye güldü. “Oooo… Tümünü okumuşsun anlaşılan” diye kikirdedi Ece. Mika Türkçe bilmediği için hikayeleri okuyamayacağını ve ingilizce de yazmamı istedi benden. “Ben de bir tane anımı anlatsam, yazar mısın?” diye güldü. “Tabii” deyince herkes Mika’ya dikkat kesildi.

22 yaşındaydım. Fransa’da tatile gitmiştim tek başıma. Çırıl çıplak olmayı sevdiğim için çıplaklar plajına gittim. Havlumu serip güneşlenmeye başladım denizen biraz yukarıda kumluk alanda. Deniz ile arama 2 çift de havlu serip yerleşti bir süre sonra. Sırt üstü uzanıp kulaklığımı taktım. Gözlerimi kapatıp güneşlenmeye başladım. Ne kadar geçti bilmiyorum. Gözümü açıp dirseklerimin üzerine doğrulduğumda tam önümdeki çiftlerden bir tanesi bana doğru dönmüş, adam kadının arkasından girmiş ve becermeye başlamıştı. Diğer adam ise doğrulmuş, kadın kucağında ona oral sex yapıyor, adam da diğer çifti izliyordu. Sağımda tek bir erkek vardı biraz ileride. O da onları izleyip ufak ufak aletini sıvazlıyordu. Onları izledikçe benim de içime bir ateş topu düşmüştü. İstemsizce elim göğüslerime uzanıp hafifçe okşadı, sonra da bacak arama kaydı. O arada kadın ilerideki çocuğa işaret etti. Çocuk çiftlerin yanına gitti. Birşeyler konuştular. Sonra çocuk kadının başının hizasına oturdu ve kadın onun aletini ağzına alıp somurmaya başladı. Gelip geçenler birkaç saniyeliğine duruyor, olan biteni seyrediyordu. Benim hizamda birkaç erkek ayakta olanları seyredip aletlerini sıvazlıyorlardı. Yaşlı bir adam vardı göbekli, küçük aletini biraz sıvazlayıp boşaldı kumların üzerine. Sonra yoluna devam etti. O arada çocuk kadının ağzından çıktı. Kadının arkasındaki adam kenara çekildi ve çocuk onun yerine geçti. Adam diğer kadına yöneldi ve onu tam bana doğru dört ayak pozisyonuna getirdi. O kadının yaladığı adam da iki kadınını başının hizasına geçti ve ikisi birden adamı yalamaya başladı. Bunu ilk defa canlı görüyordum. Bir kadın aynı anda iki adamın aletini birden ağzına alıyordu. Yalandığımı hissettim. Gözüm sağımda aletini sıvazlayan birine takıldı. Kadınlığımın sularının aktığını hissedebiliyordum kendi kendine. Bir an çocukla göz göze geldik. Yalanmıştım resmen onunla göz göze geldiğimde. İnsanların içinde bunu yapabilecek kadar cesur ve çılgın değildim. İşler iyice sarpa sarmadan kalkıp denize girmeye karar verdim. Hızlıca denize koştum ve suya atladım. Biraz iyi gelmişti ama içim alev alev yanıyordu. Biraz yüzdüm. O sırada az önce dibimde aletini sıvazlayan çocuk da denize girmişti. Çiftler de boşalmış olmalılar ki 5 kişilik grup denize girip temizlenmekle meşguldü. Çiftlere sonradan katılan çocuk aletini sıvazlayanın yanına gitti. Anlaşılan ikisi arkadaştı. Birşeyler konuştular gülerek. Bir ara beni gösterdi aletini sıvazlayan, sonra konuşmalarına devam ettiler. Ben de denizden çıkıp havlularımın olduğu yere gittim. Daha sakin ve geriye gitmek iyi bir fikir gibi geldi çünkü kendimi daha rahat hissedecektim. Sahilden biraz daha derine gittim. Çalılıklara yakın bir yere havlumu serdim. İleride iki havlu daha vardı ama kimse yoktu. Havlumu serip güneşlenmeye başladım yüz üstü uzanmıştım. Az sonra denizdeki iki çocuğun yakındaki havlulara yerleştiğini görünce ne yapacağımı bilemedim. Sanki yalanmış ve özellikle de onların yattığı yere gitmiş gibi olmuştum. Başımı diğer tarafa çevirdim. Çocukların konuşmalarını duyabiliyordum. “Çok dehşet vücudu var” diyordu biri diğerine. “Sen öbür çiftle sevişirken resmen yalandı. Bir ara göz göze geldik ama sonra birden kalkıp denize girdi” diye söyleniyordu. “Neyse ki senin becerdiğin kadın beni de çağırdı ve elime patlamktan kurtuldum” diye güldü. “Bu kız çok iyi… Tek başına takılıyor, iyice azmıştır şimdi” dedi diğeri. “Son günün son fıstığı” diye ekledi diğeri.

Onların konuşmalarını duydukça içimdeki ateş yine alevlenmişti. Yan döndüm. Kulaklığımı taktım onları duymamak için. Kalçalarımı izlediklerine emindim. Bu bana keyif de veriyordu doğrusu. İstemsizce resmen domalarak doğruldum dizlerimin üzerine. İkisinin de gözleri üzerimdeydi. Göğüs uçlarım irileşmişti çoktan. Kadınlığım da alev alev yanıyordu resmen. Çocukların aletleri inikti ama kalkık halleri oldukça iştah açıcıydı. Aklıma gelmelerine engel olamıyordum kalkık aletlerin. Yüz üstü uzandım. Kulaklığımı takıp gözlerimi kapatıp güneşlenmeye devam ettim. Ne konuştuklarını merak ediyordum. Kulaklıkları çıkarıp onlara kulak kabarttım. “hadi gidip soralım” dedi biri diğerine. “tamam” dedi. Ayaklandığını duyabiliyordum. Gölgesi başımın üzerine gelince gözlerimi açtım. Tam başımın hizasında hafif kalkmış aletini sallayarak çömeldi. “Selam” diye söze girince konuşmaya başladık. Nerelisin, ne iş yapıyorsun falan derken çocuk yanıma oturmuştu kumların üzerine. Aletinin başı ve taşakları bacaklarını çapraz yapınca yukarıda kalmıştı. Gözlerim kayıyordu ister istemez ara sıra. “Kusura bakma, güzelliğine kayıtsız kalamadı” diye güldü çocuk aletini gösterirken gözleriyle. Gülümsedim. “çiftlerle güzel iş çıkardınız” dedim. Güldü. “Şanslı günümüz” diye yanıtladı. “Açıkcası dedim ya son günümüz, çok da uzatmak ve seni rahatsız etmek istemem. Bana bakarak yalandığını gördüm. Arkadaşım ve ben seni çok beğendik ve belki bizimle takılmak istersin diye düşündük” diye aniden sordu. Sessiz kalmıştım bir anda. “Göğüs uçlarının irileştiğini, içinin alev alev yandığını görebiliyorum” diye güldü. “Ve gözlerin… aletimde” diye ekledi. “İstersen uzan ve kavra” diye mırıldandı. Cevap veremedim ama elimi de aletine götürmekten alı koyamadım. “Bak.. bu kadar kolay” diye güldü. “Ağzına almak ister misin?” diye mırıldandı. Doğrulup onun önüne doğru eğildim ve aletini ağzına almaya başladım. Diğer çocukla da göz göze gelmiştik. “Arkadaşımın da gelmesini ister misin?” diye sordu. Cevap verdiğimi hatırlamıyorum ama arkadaşına seslenmişti çoktan ve o da gelip diğer tarafıma uzandı. Elleri vücudumda gezmeye başladı. Elimi tutup kendi aletine götürdü. Şimdi ağzımda bir tane elimde bir tane alet vardı. Ağzımdakini bıraktım. Diğer yanıma yerleşen çocuğa döndüm ve onun aletini ağzıma yerleştirip ufak ufak yalayıp somurmaya başladım.

“Ağzın alev gibi” diye seslendi çocuk. Diğeri de kalçalarımı ve göğüslerimi okşuyordu usul usul. Aralarından kalktım. “Hadi çalıların arkasına geçelim, burada rahat edemiyorum” diye mırıldandım doğrulurken. Onlar da beni takip ettiler. Çalıların arkasında bir yer bulunca havlumu serdim. Çocuklar ayaktaydı, dizlerimin üzerine doğrulup ikisinin aletini aynı anda ağzıma almaya başladım. Çocuklar saçlarımı okşuyor, birbirlerine gülüp “hadi taşaklarımızı da yala” diye mırıldanıyorlardı. Bir tanesi önümden çekilip yere geçti. Kalçalarımı hafifçe kaldırıp domalmamı sağlayınca diğeri de yere oturdu. Arkamdaki beni yalamaya başladı. Diliyle kadınlığıma girip çıkıyor, araka diline gelen kumları tükürüp atıyordu. Arkamdaki aletini kadınlığıma dayadı yavaşça ve girmeye başladı. İnlediğimi ve ağzımdakine daha sıkı asıldığımı hatırlıyorum. Deli gibi sıvazlayıp somuruyordum arkamdaki içimde gidip geldikçe. “Ooo.. İzleyebilir miyiz?” diye sesi duyunca fark ettim çocukların becerdiği çiftlerin yanımıza geldiğini. Dördü de ayakta durup bizi izliyorlardı. Kadınlar kocalarının aletlerini ufak ufak sıvazlıyorlardı. Arkamdaki içimden çıktı. “hadi gel ” diye diğerine seslenince o da ağzımı terk etti ve yer değiştirdiler. Bu kez beni sırt üstü yatırmışlardı. İçime giren çocuk eğilip göğüslerime yumuldu, diğeri de aletini ağzıma yerleştirmekte hiç gecikmedi. Gözlerim açık çocuğun taşakları burnumdaydı resmen. Diğer adamların da aletleri artık karılarının ellerinde değil, ağızlarındaydı. Üstelik iki kadın sırayla iki erkeğe aynı anda oral yapıyorlardı. Bir birininkini, bir diğerinkini birlikte öpüşerek yalıyorlar, ağızlarına sokup çıkarıyorlardı. Hem dolu ağzım ve kadınlığım, hem de diğer iki çiftin manzarası karşısında arka arkaya orgazm oluyordum. İki oğlan yer değiştirerek bir müddett becerdi beni diğer çiftlerin önünde. Artık ikisi de gelmek üzere olmalı ki birlikte doğrulttular beni ve siklerini sıvazlayarak göğüslerime boşaldılar. ” diye güldü Mika.

“Esk**en erkeklerle sevişiyordun yani!” diye atladı Hakan. Mika güldü. “Hala… Cenk ile sevişiyorum mesela” diye güldü Mika. “Aldın mı cevabını” diye güldüm. “Galiba en geri kafalı benim” diye güldü Tuğçe. “Öyle mi, Büşra ile olan maceranı okuduk Çatalca’aki otelde” diye güldü Ece. “Yani.. uzun süre önceydi” diye güldü Tuğçe. “Ben en çok ondan nasıl intikam alacağını merak ediyorum” diye kikirdedi Ece. “Farklı planlarım var… Aslında senin ankötür çocuk bile aklıma gelmedi değil bu gün” diye güldü. “Büşra’yı onun ve arkadaşlarının ortasına atıp canlı yayınlatmak fena fikir değil” diye güldü Tuğçe. “Bunu ayarlayabilirim” diye yılıştı Ece Tuğçe’ye. Ece’nin yanığına büyük bir öpücük kondurdu Tuğçe… “Ben de isterim” diye atladı Hakan hemen. Tuğçe kahkahayı bastı “Fırsatçı köpek” diye güldü Ece. Tuğçe gülerek yerinden kalktı ve Hakan’ın yanına gidip yanağına sıkı bir öpücük kondurunca hepimiz alkışlamıştık. “Kocama mı göz koydun kız?” diye güldü Ece. “Onu isteyen önce beni almalı” diye ekledi kikirdeyerek. Tuğçe bu kez Ece’ye yöneldi ve yüzünü avuçlarının arasına alıp “O zaman önce seni beceririm bebeğim” diye dudaklarına yapıştı bir anda Ece’nin. Dudakları ayrıldığında küçük bir sessizlik oldu. iki kadın yalanmıştı resmen birbirlerine. “O zaman sınırsız eğlenceye” diye kadehimi kaldırınca Tuğçe yerine oturdu ve kadehlerimizi tokuşturup rakılarımızdan birer yudum aldık. “Sen eksik kaldın” diye gülüp Mika’nın dudaklarına yapıştı bir anda Tuğçe. Hepimiz gülmüştük.

“Erkekleri boş mu bırakacağız” diye ayaklandı Ece. Kocasının kucağına oturup önce benim dudaklarıma asıldı, sonra da kocasının. “Ooo… kocacım sertleşmiş” diye güldü Ece. Kalkıp benim kucağıma geçti. “Ama burası daha sert” diye kikirdedi tekrar dudaklarımız buluşmadan hemen önce. “Bu sertliği özlemişim” diye güldü. Kalkıp yerine geçti. Tuğçe rakı bardağına uzanıp dibinde kalanı büyük bir yudumda içti. Üstüne bir yudum su alıp ayağa kalktı gözlerimin içine bakarak. “Görelim bakalım ne kadar sertleşmiş” diye mırıldanıp bana yöneldi. “Gel güzelim, ikimize de yer var” diye kikirdeyince Ece. “Onun sertliğini biliyorum, ben kocanınkini merak ettim” diye mırıldanıp Hakan’ın kucağına oturdu. “Ooo.. Bak bu büyük sürpriz oldu” diye güldü Hakan. “Mika, ya sen? Hissetmek ister misin bu sertliği?” diye sordu aniden. Mika gülümsedi. Yavaşça yerinden doğrulunca Tuğçe Hakan’ın kucağından kalktı. Mika onlara yaklaşıp yavaşça Hakan’ın kucağına oturdu. “Bu gece şans benden yana” diye güldü Hakan. “Karıcım, boynuzlarına yenilerini ekleyeceğim” diye güldü. Ece kucağımdan kalkıp Tuğçe’ye arkadan sarıldı. “Kocamı isteyen önce beni almalı” diye kikirdeyince Tuğçe dönüp Ece’nin dudaklarına asıldı. “Tamam” diye gülümsedi dudaklarını ayırdığında. “Cenk’in en büyük isteğini yerine getirelim o zaman” diye gülüp bana uzandı ve dudaklarıma yapıştı. Sonra da Ece’yi elinnden tutup salonun ortasına götürmek için hareketlendi. Mika hala Hakan’ın kucağındaydı. Tam öpüşeceklerdi ki Ece Mika’nın elini tutup “Kocamdan önce beni” diye gülümseyip kendine çekti. Mika hızlıca Hakan’ın kucağından kalkıp onlara katıldı.

Ben Esra telefonda seni boşaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*